Ana sayfa Haber Analiz Doğu Akdeniz’de enerji denklemi: Neler yaşandı?

Doğu Akdeniz’de enerji denklemi: Neler yaşandı?

Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları konusunda Türkiye ve diğer aktörler arasında büyük bir çekişme yaşanıyor. Geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Türkiye’ye Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarını sonlandırma çağrısı yaptı. Buna karşılık Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Mogherini tarafından ülkemizin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon arama faaliyetlerine ilişkin yaptığı açıklamayı reddediyoruz” denildi. Peki, Doğu Akdeniz’deki aktörler arasında bugüne kadar neler yaşandı?

Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının gündeme gelmesi 2000’li yılların başında gerçekleşti. Bu tarihte Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) tarafından petrol ve doğalgaz arama girişiminde bulunulmuş, ancak Türkiye’nin tepkisi üzerine geri adım atılmıştı.

2003 yılına gelindiğinde GKRY, bu kez farklı bir yol izleyerek Mısır ile Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması imzaladı. Türkiye, derhal Birleşmil Milletler’e (BM) nota göndererek anlaşmayı tanımadığını bildirdi.

6 soruda Münhasır Ekonomik Bölge

Türkiye, bu girişimlere karşı sessiz kalmayacağını göstermek adına 2006 yılında Akdeniz Kalkanı Harekatı‘nı düzenledi.

Ertesi yıl ise GKRY tarafından 13 adet arama ruhsat sahası satışa çıkarıldı. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), sismik araştırma faaliyetinde bulunan gemilere müdahale etti ve bölgeden uzaklaştırdı.

GKRY ile Fransa ‘Savunma ve Askeri İşbirliği Anlaşması’ imzaladı

GKRY, Doğu Akdeniz’deki girişimlerine bir yenisini daha ekleyerek Fransa ile Savunma ve Askeri İşbirliği Anlaşması imzaladı. Nicolas Sarkozy’nin cumhurbaşkanlığı yaptığı bu dönemde, Türkiye ile Fransa’nın ilişkileri iyi bir durumda değildi. Daha sonraki yıllarda da başka örnekleri görüleceği üzere GKRY, Türkiye ile ilişkileri olumsuz olan ülkelerle yakınlaşarak pozisyonunu kuvvetlendirme amacındaydı.

Fransa ile GKRY arasındaki anlaşmaya Dışişleri Bakanlığı’ndan sert bir tepki geldi. Yapılan açıklamada, bu girişimin 1960 Antlaşmalarına aykırı olduğu ve Doğu Akdeniz’deki istikrar ve güvenliğe tehdit teşkil edeceğine vurgu yapıldı.

GKRY, 2007 yılında Lübnan‘la da MEB Anlaşması yapmak istedi, ancak Türkiye’nin diplomatik girişimi sonucunda başarılı olamadı.

GKRY-İsrail-Yunanistan işbirliği 

2010 yılına gelindiğinde, GKRY soluğu bu kez Mavi Marmara’ya yönelik saldırı sebebiyle Türkiye ile ilişkileri bozulan İsrail’in yanında aldı. İsrail‘le Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğalgaz konusunda işbirliği sağlayan GKRY, kısa bir süre sonra Yunanistan‘la da benzer bir işbirliği sağladı.

Bu işbirliği neticesinde, Doğu Akdeniz’den çıkarılacak petrol ve doğalgazın Yunanistan üzerinden Avrupa’ya gönderilmesi düşünülüyordu.

GKRY, 2011 yılında Amerikan Noble Energy şirketine sondaj hakkı verirken, KKTC de TPAO’ya sondaj hakkı verdi.

30 Mayıs 2018’deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) bildirisinde, Türkiye’nin Doğu Akdeniz üzerindeki girişimler karşısında uluslararası antlaşmalardan doğan haklarını kullanma konusunda tereddüt etmeyeceği açıklandı.

ExxonMobil ve Qatar Petroleum, 142-227 milyar metreküp aralığında doğalgaz bulduğunu açıkladı

2019 yılında Exxon ve Qatar Petroleum ortaklığında yürütülen arama çalışmaları sonucunda, Kıbrıs açıklarında 142 ile 227 milyar metreküp aralığında bir doğalgaz rezervi bulunduğu açıklandı.

Türkiye sondaj çalışmalarına başlıyor

Türkiye, geçtiğimiz Ocak ayında Barbaros Hayreddin Paşa sismik arama gemisini bölgeye göndererek sondaj çalışmalarına başladı.

“Türkiye’nin ilk sondaj gemisi” olma unvanını taşıyan Fatih, 2018’in Ekim ayında Alanya-1 kuyusunda doğalgaz ve petrol arama çalışmalarına başladı. İkinci arama çalışmasını Finike-1 adlı sahada sürdürdü.

2019’un Haziran ayında Yavuz sondaj gemisi Magosa Körfezi’nde yer alan Karpaz-1 kuyusunda çalışmalara başladı. 

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de sondaj faaliyetlerinde bulunmasının ardından Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Avrupa Birliği’nden (AB) tepki geldi. 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bu tepkilere, “Türkiye’nin kıta sahanlığında sondaj yapmasına kimsenin karşı çıkmaması gerekiyor” cevabını verdi. 

AB, 15 Temmuz 2019’da, Kıbrıs’taki sondaj faaliyetlerinin “uluslararası hukuka aykırı” olduğunu öne sürerek Türkiye’ye yönelik yaptırım kararı aldı. 

Türkiye, bu yöndeki iddialara ilişkin daha önce defalarca sondaj çalışmalarının uluslararası hukuka uygun bir şekilde ve Türkiye’nin kıta sahanlığında yapıldığını ifade etmişti.

Doğu Akdeniz’de enerji savaşı: Türkiye sondaja başlıyor

Yorum Yap

Yorum yazın
Please enter your name here